“Silikon vadisi yapmak”

Son yıllarda “felan yerde silikon vadisi açılıyor” diye sıkça duyar olduk. Bu söz bana Osmanlı’nın batılılaşma çabalarını hatırlatıyor. Cemil Meriç, Türkiye’nin batının meyvelerini koparıp kendi ağacına yapıştırdığını söyler. O meyve orda yetişmezdi ve nitekim yetişmedi de. Taklitten öteye geçemedik ve sonunda ne kendi kültürümüzü koruyabildik ne de Avrupalı olabildik.

Silikon vadisini bir inşaat ve vergi muafiyeti olarak görmek çok yanlıştır. Böyle bir projenin arzulanan amacına ulaşma şansı yoktur. Bunu anlamak için vadinin aslına bakmak lazım.

  • Silikon vadisi sanıldığı gibi bizdeki teknopark gibi sınırlı bir alan değil. Marmara Bölgesi gibi içinde körfezi olan ve okyanusa açılan bir bölgenin adı. Bizim teknopark gibi gidip bir yere başvurup kabul alıp girdiğiniz, kanunla tanımlanmış bir yer değil.
  • Silikon vadisi demek girişimci kültürü demektir. Bizde nasıl kahvehane muhabbetlerinde spor konuşuluyor, hükümet yıkıp yenileri kuruluyorsa onların cafelerinde de Facebook’lar, Twitter’lar, Google’lar kuruluyor. Sokaklarındaki gündem girişimcilik. Herkes bu konuda motive ve bilgili. Dolaysıyla o ortama giren herkes ne yapacağını kısa sürede öğreniyor. Birbirilerine danışıp kısa sürede yol alıyorlar.
  • Silikon vadisi bir ekosistemdir. Aynı cafede iş fikrinizi olgunlaştırırken karşı masada kahvesini yudumlayan bir yatırımcıyı görebilirsiniz. Öte yandan vadinin içinde Stanford gibi kaliteli üniversiteler vardır. Birisi iş kurarken sınıf arkadaşı Facebook’u, Twitter’ı çoktan kurmuştur. Üst dönemden alt dönemden kendisine yardımcı olacak, onu bir yatırımcıyla danıştıracak başarılı birkaç arkadaşı muhakkak vardır. Üniversite hocaları da projeleriyle bu ekosistemin içindedir.
  • Yine kültürle alakalı bir konu, başarısızlık tecrübe olarak görülür ve yeniden girişim yapılmasının önünde engel değildir. İnsanlar başarısız da olsalar yeniden denerler.
  • Silikon vadisi aynı zamanda bir finansman makinesidir. Ürünler bir aşamaya geldikten sonra büyümesi için finansman ihtiyacı olacaktır. Etrafta yatırımcı olmadan girişimler ancak bir seviyeye kadar gelirler ve eğer globale açılıp büyüyemezlerse günü kurtaran, teknoparkın ve devletin sırtında yük olan şirketler haline dönüşürler.

Bunları söylerken teknopark açmayalım demek istemiyorum. Bu konuda atılan adımları da küçümsememek lazım. Açalım ama açtığımız şeyin silikon vadisi olmadığını bilelim ve silikon vadisinden ne kadar uzak olduğunu anlayıp eksiklerini tamamlayalım. Hepsinden önemlisi silikon vadisi kültürünün oluştuğu ve yaşatıldığı bir ortamı hazır etmemiz gerekir. Yoksa San Francisco’nun ağacından meyveyi koparıp Istanbul’daki ağaca yapıştırmakla meyve yetiştiremeyiz.

Reklamlar

Bir Yanıt Bırakın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s